Kendini Yetiştirmek

Kafirin Kalbi, Müminin Kalbi, Günah İşleyen Müminin Kalbi

1- Kâfirin Kalbi

Kâfirin kalbi hakkında buyurmuşlardır ki: O, terstir ve onda hiçbir şekilde hayır yoktur. Böyle bir kalp kendinin asıl fıtratından sapmış olup maneviyat âlemine ilgi duymaz, sadece dünya işlerine bakar. Dolayısıyla Allah’ı ve ahiret âlemini idrak edemez. Onun hakkında hayır, iyilik ve salah düşünülemez. Zira hayır işler, ancak Allah’a doğru ve onun rızasını kazanmak için olursa, Allah’a yakınlık ve kemal derecelerinde yer alır. Ama kâfir, Allah’ı idrak etmemek için kalbini terse çevirmiştir ve dünyadan başka bir hedefi yoktur. O, Allah’a yakınlaşmayı değil, dünyaya kavuşmayı ister. Böyle bir kalbin basiret gözü vardıysa da; artık kendi gözünü kör etmiş ve hakikatlerin en barizini, yani âlemin yaratıcısını görmekten aciz hale gelmiştir. Dolayısıyla bu dünyada kör ve imansız olduğu gibi ahiret âleminde de kör olarak haşr edilecektir. Bu dünyada dünya işlerine gönül verdiği için ahiret âleminde de ona kalacak tek şey bu tutkunluğu olacaktır. Ancak, ahirette bunu bulamayacak ve aradığını elde edememenin ateşinde yanacaktır. Böyle bir kalpte iman nuru parlamaz; tam aksine bu kalp karanlıklara gömülür.

2- Müminin Kalbi

Kâfirin kalbi karşısında müminin kalbi kâmil ve salihtir. Müminin kalbinin kapısı yüce âleme ve gayb âlemine doğru açıktır. Onda iman meşalesi yanmakta olup asla sönmez. Kalbinin her iki gözü görür; gayb âlemini ve ahiretle ilgili şeyleri işte o iki gözüyle görür. Böyle bir kalp sürekli kemâle, cemâle, mutlak hayra, yani Allah-u Teala’ya yönelir ve ona yakınlaşmayı diler. O, sadece Allah’ı ister. Ahlâkî değerlerle ve iyi amelle O’na doğru hareket eder ve O’nu arar. Böyle bir kalp “Arş”tan ve “Kürsü”den daha geniştir, cennetten daha iyidir; Allah’ın hazinesi ve ilâhî nurların parlayış yeri olabilir. Böyle bir kalbin yeri Allah’ı tanımaktır, seması imandır, güneşi likaullah şevkidir, ayı Allah sevgisidir, meyveleri ise ibadet ve itaattir. Akıl, müminin vücudunda hakimiyet kurmuş olursa, Allah’ın rahmet yağmurunu kalbe doğru indirir. Böyle bir kalpte Allah’tan ve Allah’ın yakın meleklerinden başka hiç kimsenin ve hiçbir şeyin yeri yoktur. O; nur, neşe, şevk, mutluluk ve sefa ile doludur ve ahiret âleminde de mahşere bu haliyle çıkarılacaktır.

3- Daima Değil, Kimi Zaman Günah İşleyen Müminin Kalbi

Böyle birinin kalbi ne karanlık ve ne de kapalıdır. Bilakis iman nuru vesilesiyle aydınlanmış olup kemali ve ilâhî feyzi alma kabiliyetine sahiptir. Ancak günah vesilesiyle onda siyah bir nokta oluşmuştur. Dolayısıyla bu vesileyle şeytan onda yer etmiştir. Bâtınî gözü kör olmamıştır; ancak günah neticesinde hasta olmuş ve körlük tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Böyle bir kalbin kapısı hem meleklerin yüzüne açıktır, hem de şeytanların. Melek iman geçidinden girer ve onu hayra davet eder. Şeytan ise siyah geçitten nüfuz eder ve onu kötülüğe davet eder. Melek ve şeytan böyle kalpte sürekli savaş ve kavga halindedirler. Melek, iyi amelle kalbin bütününü kendisi işgal edip şeytanı dışarı çıkarmak ister. Şeytan da günah işleyerek kalbi kara, kapkara etmeye, meleği ondan dışarı kovmaya ve kalbin bütününe hakim olarak iman geçidini tamamen kapamaya çalışır. Bu ikisinden biri büyük bir üstünlükle diğerine galip gelinceye kadar devamlı savaşırlar. İnsanın bâtınî ve uhrevî hayatı buna bağlıdır ve işte burada nefisle cihat gereklilik kazanmaktadır. İleride bu konu üzerinde duracağız İnşaallah.

Etiketler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı