MEHMET KAYALAR

MEHMET KAYALAR KALAMIŞ MEKTUPLARI-2

image-11

 

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ.

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ

 

Kıymetli, vefalı ciddi kardeşlerim

Mektuplarınızı, tebriklerinizi aldım. Sadakat ve vefakarlıkta yarış edercesine civanmertliğiniz beni pek mütehassıs etti. İnsani sıfatlardan her gün biraz daha soyunan zavallı beşerin bu hercümerc halinde sizlerin mazilere has, necib ecdada yakışan ahvaliniz, değil dünyadaki erbabı din ve imanı, belki alemi berzahtaki ervahı neyyireyi de mesrur ve dilşad ediyor. Onların da manevi feyizlerini celbe vesile oluyor…. Böylelikle bu ahir zamandaÜstadın açtığı nurani çığırda, hem Üstadın hem de geçmiş asırların mübarek ve nurlu kafilelerinin de ne güzel bir hayrül halefi olduğunuzu gösteriyorsunuz.

Lakin bu ahval, sizler için bir iftihar vesilesi değil, belki en büyük bir şükür vesilesi olmalıdır. Kuranın tevdi ettiği yüksek ahlak muktezası olarak; şahıslarda görülen hüsünler, iyilikler, faziletler ve bilumum insani ulvi sıfatlar, Halikı Zülcelalin ikramı ve ihsanı olduğunu tefekkür ederek lafzan, hissen, fiilen, böyle bir sıratı müstakimde yürümeği şiar edin­me­lisiniz ki; hakiki şükrün ve hakiki ubudiyetin şahırahında tayyı merahil edebilesiniz.

   Bu naçiz kardeşiniz bir zaafı beşeri olarak bazen düşünürdüm. İnsan ve kendim genç olduğu vakitlerde, hissiyatı diniye ve imaniyede o saf evsafı mümeyyizede daha hassas olduğu halde yaşlandıkça ölüme ve kabre daha da yakınlaştığını bilmesi lazım gelirken; ve bu halin muktezası olarak ta dine, imana ve ahirete ait hazırlıklarında daha ciddi, daha hassas bu­lun­ması lazım geliyor diyordum. Bu hükmün tesisinde bazı umurun müdahalesini de görüyordum.

    Fakat şimdi anlamış bulunuyorum ki mü’minlerde ki ahval; yukarıda zikredildiği gibi değildir.

    Bu hakikati daha güzel tefhim edebilmek için yeni yetişen bir fidancık ile, meyvedar bir ağacı nazarı imanâ getirmek kafidir.

Evet; o fidancık lisanı haliyle Halikı Rahimine tazarru eder ve derki; Yarabbi beni neşvü nemalandır. Dal budak ver. Meyvelendir yeryüzünde senin sofra-i rahmetine ayinedarlık edeyim, mahlukatını benimle rızıklandır. Sayeme vüsat ver. Yorgunlar, ihtiyarlar, garipler benim sayemde dinlensin. Senin ezeli, ebedi rahmetinin bir ma’kesi olayım, vesaire vesaire… diyerek vazifei ubudiyetini ifade böyle bir gayreti dilkeşane­de bulunur. Semi’ ve Basir Halikı Rahim de onun halisane niyazını işitir onun dileğini is’af eder. Koca meyvedar vus’atlı sayeli bir ağaç olur.

   Kainatı anen feanen türlü tecelliyatı İlahiyesine mazhar kılan Allah Celle Celaluhu Hazretleri kemale eren ağaca; “o küçük fidancık niyaz ve tazarru’unun şekil ve suretini değiştirir.

   Ve o şecere-i mübareke bu defa da Yarabbi: Rezzakiyetin; beni çok şefkatli, nihayetsiz cud ve sehanın bir sofra-i mübareki haline getirdi. Mahlukatını benimle rızıklandırdın. Türlü Esma ve sıfatının ayine-i tecellisi safahat ve tahavvüla­tım ile senin Rububiyetini, Vahdaniyeti Uluhiyetini alemlere teşhir ettim. Beni nasıl Ehadiyet ve Samadaniyetinin burhanı satıı, delili katıı kıldın ise; bütün envaım ile beraber yeryüzünü bütün nevilerile beraber bütün gayb alemlerinin de Halikı, Rabbi, ma’budu sensin. Yarabbi ebedi hamd ve senalarla namütenahi şükürler huzuru akdesi İlahiyane bütün ecza-i bedenim ile huzu’ ve haşyetle arzı takdim ediyorum. Beni Baki isminin tecellisine de mazhar kıl. ” diyerek yüzünü faniden bekaya çevirir ise….

    Bir mü’minin mebde’deki ahvaliyle müntehadaki ahvali de bunun gibidir.

   Bu garip misalim ile siz kardeşlerime sizlerin de kalben muhatab olabileceğiniz bir hatırayı kaydettim. Teşevvüş içinde bulunduğum bir hengamda kaleme aldığım bu yazıda bir çok nevakıs göreceksiniz müsamaha ile karşılansın. Müsvedde halinde yazdım aynen gönderiyorum sizler tashih edersiniz…

    Mes’elenin vuzuh kesbedilmesi için sadrı İslama avdette faide vardır.

    Sıddıki Ekber Ebubekr (R.A.) meclisi aliyelerinde bir A’rabi Kur’anı Azimüşşanın ayetlerinin kıraatını duyduğu vakit o tesiratı ulviye ile hüngür hüngür ağlıyordu. Bu hali müşahede eden Halife-i Resulullah;

“Eskiden biz de böyle idik şimdi kalplerimiz katılaştı, gözlerimizden yaş akmıyor.” Buyurdular.

     Şimdi misalimizi hadiselere tatbik daha kolaylaştı zannederim. Zira bizler için Sıddıki Ekberin (R.A.) kalbi mukaddeslerinin katılığını tasavvur bile ,cinayeti azimeden olur.

     Demek o zaman kalbi mukaddesleri, nazarı ulviyeleri, Kur’anın gösterdiği ayetin, işaret ettiği başka alemlere nazır idi.

     Artık mes’eleden herkes isti’dadına göre hissesini alır.

Siz sevgili kardeşlerimle sohbete doyum olmuyor, bu defa bu kadarla iktifa edelim.

    Hepinize kadın, erkek, genç ihtiyar uhrevi saadetler, halis hizmeti diniyeler, dünyevi selametler niyaz eder. Halikıma hadsiz şükürler ve senalar ederim.

 

سبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِمُ الْحَكِيمُ.

 

                                            Mehmed KAYALAR 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı