AHLAK

Peygamberimiz ve Ehl-i Beyt Işığında İffet

İFFET

Cinsel ve midesel ihtiyaçlar gibi helal olmayan ya da yakışık alma­yan şeylerden kaçınma, ihtiyaçsızlık gösterme. Bu ihtirasların alçaltıcı tutsaklığından kurtulma.

İffetlilik, karakterlerin en onur vericisi, niteliklerin en üstünlerindendir. İmanın yüceliğine, nefsin onurluluğuna, saygınlık uyandıran izzet-i nefse delalet eder. Bu niteliğin üstünlüğünü vurgulayan bir çok ri­vayet bize ulaşmıştır.

İmam Bakır(as) der ki: “Allah katında karnın ve cinsel organların if­fetinden daha faziletli bir amel yoktur.”

Adamın biri İmam Bâkır’a(as) şöyle der: “Ameli zayıf, namazı ve orucu az bir adamım. Ancak, helal şeylerden başkasını yemek iste­mem ve helal yollardan başka cinsel birleşme arzulamam.” İmam(as) şu karşılığı verir: “Karnın ve cinsel organın iffetinden daha üstün cihat var mı?”

Peygamber efendimiz(sav) şöyle buyuruyor: “Ümmetim en çok iki hoş­luktan dolayı ateşe girer: Karın hoşluğu ve apış arası hoşluğu…

İFFETİN HAKİKATİ

İffetin anlamı, nefsi arzularından, yemek, içmek ve cinsel birleşme gibi meşru isteklerinden yoksun bırakmak değildir. Bununla kastedi­len, bu faaliyetlerde orta yolu tutmak ve dengeli hareket etmektir. Çün­kü ifrat ve tefri; her yerde insan için zararlıdır, insanın mutsuzluğuna, huzursuzluğuna yol açar.

Örneğin, midesel ve cinsel ihtiraslarda ifrat, büyük tehlikelere. Ölümcül zararlara davetiye çıkarır. Bu konuya oburluk, azgınlık mesele­sini işlerken değineceğiz.

Bu hususlarda tefrit de, önceki gibi tehlikelidir. Hayatın zevklerin­den ve meşru lezzetlerden yoksun kalmaya yol açar. Bedenin çökmesi­ne, gücünü ve maneviyatını yitirmesine neden olur.

ARZULANAN DENGELİLİK

Yemek ve cinsellik konusunda dengeyi tutturmak, orta çizgiyi ke­sinkes belirlemek son derece güç bir iştir. Çünkü her ferdin ihtiyaç ve gücü, tâkâtı farklıdır. Dolayısıyla bir fert için denge noktası olarak ön­görülen durum, bir başka fert için ifrat ya da tefrit olarak tanımlanabilir.

Yeme, içme eyleminde İtidal, dengeli hareket etme görecelidir. Bu­nun ölçüsü, her bireyin ayakta kalabilmek için. yiyecek ihtiyacını karşılamasıdır. Nefret uyandırıcı, tiksindirici oburluktan ve düşüncesizce tı­kınmaktan sakınmalıdır.

Oğlu Hasan’a vasiyetle bulunan Emiru’l-Mû’minin, bunun için gü­zel bir ölçü koyuyor. “Yavrucuğum, seni tıbba muhtaç etmeyecek dört kelimeyi öğreteyim mi?” Hasan: “Evet, ya Emire’l-Mu minin” der. Bu­nun üzerine Hz. Ali şöyle der: “Acıkmadığın sürece yemeğe oturma. Yemekten kalktığında mutlaka canın onu hâla çekiyor olmalıdır. Dişle­rini temizle. Uyumadan önce helaya git. Bunları yaptığın sürece tıbba ihtiyacın olmaz.” Ve şunu ilave etmiştir: “Kur’ân’da bir âyet var ki, bü­tün tıp bilimini kapsamaktadır: ‘Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz’ (Araf, 31)

İki cins arasındaki ilişkide itidal ise, doğal isteklerin karşılanması­dır ölçü. Gerçek ve normal İsteklerin tatminidir.

İFFETİN GÜZELLİKLERİ

Kuşkusuz iffet soylu bir karakter, îmanın yüceliğini somutlaştıran büyük bir fazilettir. Onurluluğun ifadesidir. Sonuçta fert ve toplumun mutluluğuna yol açar.

İnsanı süsleyen, onur veren bir dosttur. İnsan bu dostu sayesinde oburluk ve doymak bilmeyen hırsın neden olduğu alçaklıklardan kurtulur. İffet, nefse hakim olma, soysuzluk derekesine düşmemenin gü­vencesidir. Çıkar için insanlar önünde egilmemenin garantisidir, insanı geçim araçlarını ve hayatın gereklerini meşru yollardan ve iğrençlikten uzak yöntemlerle elde etmek için çalışmaya teşvik eder.

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı